4 Mart 2009 Çarşamba

3 MART “DEVRİM YASALARI”NIN 85. YILI

ugbplatformu 

“ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ  PLATFORMU “
MART  “DEVRİM  YASALARI”NIN  85. YILI
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

3 Mart 1924 günü Türk Devriminin özünü oluşturan, Laik Demokratik Atatürk Cumhuriyetinin temel yasaları TBMM’de kabul edildi. 429 sayılı yasa ile yüzyıllardan beri süregelen ve Bağımsızlık Savaşı yıllarında Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında ölüm fetvası veren Şeyhülislamlık kurumuna son verilmiş, 430 sayılı yasa ile “Eğitim ve Öğretim Birliği” gerçekleştirilmiş, 431 sayılı yasa ile de “Halifelik ” kaldırılmıştır.

Bu yasalarla , Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlarından birini, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşını, bir millileşme ihtilali neticesi emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran yüce Türk ulusunun yeniden emperyalizmin güdümüne girmemesinin, yeniden bağımsızlık savaşı vermek zorunda kalmamasının, bir daha emperyalizmin piyonlarının yeniden yönetme yetkisi ile iş başına gelmemesinin, güvencesi sağlanmıştır.

Bu nedenle, 3 MART 1924 tarihi; TBMM tarafından, devrimi destekleyen ve devrimin özünü oluşturan yasaların çıkartıldığı onur günüdür. Kutluyoruz.

85 YIL SONRA özünü 3 Mart devrim yasalarının oluşturduğu Türkiye Cumhuriyetini yeniden “hilafetçi ılımlı İslamcı” yapıya dönüştürmenin ve biçimlendirmenin siyasal alt yapısı tamamlanmak üzeredir. AB devşirmesi, ABD piyonu, Sevr yandaşı, Şeyh Saitlerin, Sait Mollaların, Damat Feritlerin, Vahdettinlerin iz sürücülerinin yatağında üreyen ve beslenenler muhafazakârlığa yaslanarak hiçbir ahlaki değere aldırmadan kutsal dinimizi politik amaçlar için kullanarak cumhuriyetimizi kuşatma altına almışlardır..

1920 lerde Sevr'e karşı bağımsızlık savaşı verenleri, yani Mustafa Kemalleri 'Teşkilatı Milliye sergerdeleri,….. Düşmanlar onlardan bin kerre iyidir' (Ali Kemal ' 23 Nisan 1920, Peyami Sabah) diyen zihniyetin takipçileri, bu gün egemen gücün işgal politikalarını ve katliamlarını kutsallık ve özgürlük adı altında kutsamakta, onlarla iş ve güç birliği içinde Türk devrimine, devrimlerin ve cumhuriyetin kurucu kadrosuna soysuzca saldırmaktadırlar.

Sevr, açıkça Türkiye’nin Batılı emperyalist güçler tarafından paylaşılmasını ve Türk toprakları üzerinde birisi Ermenistan, diğeri Kürdistan olmak üzere iki yeni kukla devlet kurulmasını öngörmekteydi.

Bugün AB ve ABD dayatmaları aynı amaca hizmet etmektedir. Lozan’ın  parçalanması ve Sevr’in  tedavüle sürülmesinde eşbaşkanlık üstlenenler, Kemalist Cumhuriyetle, cumhuriyetin kazanımlarıyla kavgalı olan tüm karşı devrimcileri tek bir çatı altında birleştirerek, 3 Mart devrim yasalarını tasfiye ve Sevr’in taşeronluğunu yapmaktadırlar. Bu karşı devrim askerleri Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin olmazsa olmaz temel ilkelerini hedef alan yıkıcı politikaları hayata geçirme yarışında Damat Feritleri, Ali Kemalleri aratmıyorlar.

Artık savaş,  topla, tüfekle,  silahla değil, Ulus devlet, ulusal irade, ulusal hukuk  yok edilerek, ulusalcıları imha ederek  sürdürülüyor. Burada imha edilmek istenen, boğulmak istenen,  katledilen    Devrim yasalarıdır, Cumhuriyettir, Türk ulusudur, Atatürk'tür.

Seçimlerin hemen ardından “Atatürk milliyetçiliğinin” Anayasa’dan kaldırılmasını talep edenlerin gerçek amacı Cumhuriyet devrimi ile, Kemalist devrim ile hesaplaşma arzusudur. Bu talep Türkiye Cumhuriyetini yıkma eyleminin işaret fişeğidir. Buna canımız pahasına da olsa asla izin vermeyeceğiz. Buna izin verdiğimiz zaman artık cumhuriyet ve millet diye bir şey kalmaz. Anayasadan "Atatürk ilke ve inkılapları, Atatürk milliyetçiliği" kavramlarını çıkarmanın "demokratikleşme ve özgürleşme" isteğiyle özdeş olmadığının ayırdındayız. Bu istek, varlık nedenimiz olan ana-babamızı reddetmekle aynı şeydir.

Ne yazık ki uzun zamandır güneşe, aya göre yön değiştiren, kerametleri kendinden menkul şeyhler, akılları esir alınmış "aydın" lar, bilim adamlığından "ulema" lığa değişerek dönüşen, iktidar yalakası, ihanet erbabı devşirmeler, yatağına düşüp beslendikleri küresel güçlerin uşaklığına soyunmuşlardır. Halkımız bunların yarattığı bilgi kirlenmesi ile uyuşturulmuştur. Yaşadığımız sancıların temelinde bu ihanet yatmaktadır.

Bu nedenlerledir ki 2009 Martında yapılacak olan seçimler A partisi veya B partisinin iktidar mücadelesi değil, cumhuriyetin kazanımlarıyla, Atatürk devrimlerle kavgalı olan zihniyet ile Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin mücadelesidir. Atatürk Cumhuriyeti ile Devrim yasaları ile kavgalı olanlara hatırlatırız; Türkiye Cumhuriyeti Devleti oylama ile değil savaş meydanlarında kan ve can karşılığı kurulmuştur. O nedenle yıkımın bedeli çok ağırdır. Küresel güçlerin emir erleri bu bedeli ödeyemezler. Türkiye Cumhuriyetini sadaka karşılığı aldığınız oylarla yıkamayacaksınız. Buna asla izin vermeyeceğiz.

Bu ülke bizim.. Bu cumhuriyet bizim.. Atatürk bizim..  Ama  Biz yaşadıkça, Korkmadıkça, sinmedikçe, palavraya pabuç bırakmadıkça.. BİZİM.

Atatürkçüler!.. Atatürk Cumhuriyetinin sahipleri.. Laik, çağdaş, , demokrat  tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan insanlar..

Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, bugün koparılan gürültüler, toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyeti'nden şüphe ederseniz biteriz.  Atatürk biter. Atatürk Cumhuriyeti biter..

Bilinmelidir ki; Türk ulusunun yeniden emperyalizmin güdümüne girmemesinin, yeniden bağımsızlık savaşı vermek zorunda kalmamasının, bir daha emperyalizmin piyonlarının yeniden yönetme yetkisi ile iş başına gelmemesinin, güvencesi olan Kemalist Devrim yasalarının ışığıyla yetişmiş olan bizler,  Kemalist devrimi yok etmeye yönelik tüm tehditlere karşın, tüm devrim yasalarını koruma ve savunma mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız  .

3 Mart 1924’ün yani Devrim yasalarının kabul edilişinin 85. yılında;Türk Devrimi’nin kaynağı Mustafa Kemal Atatürk’le arkadaşlarını, uygulayıcılarını, devrim yasalarını önerenleri içtenlikle anıyor, saygın anıları önünde eğiliyoruz.

1. Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi –

2. Biz Kaç Kişiyiz Isparta Platformu

3. Cumhuriyet Halk Partisi Isparta İl Örgütü

4. CUMOK Isparta Temsilciliği

5. Demokratik Sol Parti Isparta İl Örgütü

6. Eğitim- İş Isparta Şubesi

7. Alevi Kültür Derneği Isparta Şubesi

8. İşçi Partisi Isparta İl Örgütü

9. Tüm Gençlik Birliği Isparta Şubesi

10. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Isparta Şubesi

11. Türkiyem Topluluğu Isparta Temsilciliği

12. Y.Kuşak Köy Enst. Dern. Isparta Şubesi

7 Şubat 2007 Çarşamba

DENİZ GEZMİŞ 'in Son Mektubu




Baba
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar ölürler, önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir.Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunda da bu olduğunu biliyordu.Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum.

Sadece senin değil, Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkışma, annemi teselli etmek sana düşüyor,kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi, abimi, kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.
Oğlun Deniz GEZMİŞ

1 Şubat 2007 Perşembe

İDAM KARARI

<br/><a href="http://video.msn.com/video.aspx?vid=e06edb41-c46a-408b-8c16-66a318e0f3e2" target="_new" title="YouTube - Deniz Gezmis idam kararı anı">Video: YouTube - Deniz Gezmis idam kararı anı</a>


3 Fidan idam Karari - Watch more free videos

29 Ocak 2007 Pazartesi

İRTİCANIN PORTRESİ

Şu an kendisi Başbakan ve cumhurbaşkanlığına aday olan bir T.C. vatandaşının son 12 yılda söyledikleri


İrticanın Portresi

Recep Tayyip Erdoğan ‘ın 12 yılda söyladikleri (1994 – 2006)

Belediye Başkanlığı Döneminde

“Elhamdülillah şeriatçıyız” (21.11.1994 Milliyet)

“Yılbaşına karşıyım” (19.12.1994 Sabah)

“Ben tekkeye değil dergaha gittim” (22.1.1997 Gözcü)

“Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok”
(12.5.1994 Hürriyet)
“Her 10 Kasım'da yaygara kopartılıyor” (14.11.1994 Hürriyet)

“İçki yasaklansın” (1.5.1996 Hürriyet)

“İstanbul'u Medine yapacağız” (Akis)

“Bütün okullar İmam Hatip yapılacak” (17.9.1994 Cumhuriyet)
“Sarık operasyonu çok komik” (15.5.1995 Sabah)

“Yeşil (kaldırım rengi) medeniyettir” (25.6.1994)

“Sadece imamlar resmi nikah kıysın” (9.5.1995 Milliyet)

“Ben Millet Meclisi’nin de dua ile açılmasından yanayım”
(8.1.1996 Milliyet)
(Belediye Başkanlığı döneminde Belediye meclisinin her açılışı
İstiklal Marşı yerine Kuran okunarak yapılmıştır. Yine böyle
bir dualı açılıştan sonra bunu söylüyor.)
“Ben İstanbul'un imamıyım” (8.1.1995 Hürriyet)

“Mayo reklamı şehvet sömürüsüdür” (6.3.1996 Hürriyet)

“Milli Piyango zulümdür” (29.9.1994 Hürriyet)

“Taksim'deki caminin temelini inşallah atacağız” (1.7.1994)

“Cumhurbaşkanı'nın imam hatipli olacağı günler yakındır” (5.2.1996 Akit)

“Türkiye kendine din olarak Kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir...”

“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizme ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın etkileridir. Her şey ona göre belirlenir.”

“Camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer,
müminler askerimizdir.”

“Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. Amacımıza
ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız.”


“Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa
gelince ineriz.”

Dinci bir miting sırasında halka sesleniyor:

“Yolumuzun ortasında inek oturmuş, yolumuzu kapatıyor,
menzile ulaşmamızı engelliyor.
İneği yolumuzdan önce lafla, usul usul, sonra evvelallah
sizlerin yardımıyla, artık nasıl olursa, nasıl denk gelirse
kaldıracağız.”
(İnek olarak Laik Cumhuriyeti ve Atatürk devrimlerini
kastediyor.)

O dönem yanında olduğu Erbakan hocasının:
“kanlı mı olacak, kansız mı” söylemini bir başka şekilde seslendiriyor.


“Türkiye’yi eyaletlere bölmek lazım.
Merkezi yönetimin bir takım yetkileri bunlara verilmelidir.
Belediye Başkanları da bu konuda en yetkili olmalıdırlar.
O bölgelerdeki her türlü eğitimde bunlara bırakılmalıdır.”
(PKK gibi bölücülerle aynı söylem)

“Hem laik, hem müslüman olunmaz.
Ya müslüman olacaksın, ya laik. İkisi birarada olunca
ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisi birarada
olamaz.”

“Referansımız islamdır. Tek hedefimiz islam devletidir.”

Oğlunun nikah davetiyesindeki tarih:

“29 Zilkade 1421”
(Nikah tarihi olarak Arap takvimindeki tarihi kullanıyor)

“1.5 milyarlık islam alemi, müslüman milletimizin ayağa
kalkmasını sabırsızlıkla bekliyor.
Kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak.”

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan,
Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.”

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan,
Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.”

Başbakan olduktan sonra

“Türkiye’yi pazarlıyorum.
Bizim için verilecek para önemlidir.
Herşeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar.”

“Bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse
tabii ki gidecek be.”

“Kadın nereye isterse oturur, Sana ne yaa! Ayıp yaa!”
(Kars’ta AKP toplantısında kadınlarla erkeklerin
ayrı yerlerde oturtulmasını eleştiren gazeteciye)

“Bana verilen maaş çok düşük, yetmiyor.
Sen ne kadar maaş alıyorsun?”
(Almanya Başbakanı’na)

“Türkiye’de kürt sorunu vardır.
Bunu Türkiyelilik kavramıyla çözmeliyiz.
Türkiyeli kimliği her vatandaşın üst kimliği olmalı,
Türk kavramı da alt kimlik olarak değerlendirilmelidir.
İsteyen isterse yine ben Türküm derse desin.”
(Diyarbakır’da halka yaptığı konuşmada alt üst kimlik
tartışmasıyla Türk kimliğini de Ermeni, Rum, Kürt
gibi alt kimlik olarak gösteriyor.) PKK ile aynı söyleme
giriyor.

“PKK’nın cenaze töreninde bayrağını açması da, F-16’ların
alçaktan uçuş yapması da yanlış. İki tarafında yaptığı yanlış”
PKK terör örgütü ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ni aynı kefeye
koyuyor, kendince her iki tarafa da eşit yaklaşıyor.

“Suriye’yi Lübnan’dan çıkardıkları gibi, bizi de Kıbrıs’tan
çıkartırlar. Birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız.”

“Ben müslümanım diyenin aynı zamanda laikim demesi
mümkün değil”

“Fazla içmedin değil mi? Ağzın içki kokuyor.”
(Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi’ne)

“Dur dinle be!.. Dur dinle!.. 9 ay 10 gün be!..”
(Seçim konuşmaları sırasında vatandaşa)

“Yahu, bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak.”
(Erzurum’da çiftçilere sesleniyor)

“Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu
ulemanın işidir. Ulema ne diyorsa o olur.”
(Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne)

(Danıştay’ın türban kararı konusunda)
“Efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle (şeriat hukuku)
karar verir”

(Bir kaç hafta sonra işareti alan şeriatçı bir terörist
Danıştay’ı bastı ve türban kararı veren Danıştay üyelerini
silahla taradı, Danıştay üyesi bir hakimi öldürdü.)

“Sallamaa.., elini kolunu sallamaa.., her yerin oynuyor be!”
(Muhalefet milletvekiline)

“ABD’de özgürlük anlayışı var ama benim ülkemde yok”
(Benim ülkem özgür değil diye, ABD gezisinde ülkesini
Amerikalılara şikayet ediyor.)

“Ulan terbiyesizlik yapma! Artistlik yapma ulan! Hadi ananı da al git burdan”
(Mersin’de bir vatandaşa)

Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayan yüzlerce atamanın vekaletlerle yürütülmesi konusunda:

“Biz hukuka aykırı bir şey yapmıyoruz. Mecelle’de (şeriat hukuku) böyle bir kaide var.”

“Askerlik yan gelip yatma yeri değil”
( Şehit yakınlarına)

“Ne konuşacam ben o kadınla yahu!”
(Şehit annesine)

“Söyleyin şu sahtekâra ne istiyormuş”
(Almanya’da bir gurbetçi için söylüyor)

Bu lafı söylediği toplantıda salondaki vatandaşlara
Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyükelçisi’ni yuhalatıyor.


“Burası (kafasını göstererek) basmıyor. Hayatında iki koyun
gütmediği için bunu kavrayamıyor.”
(YÖK Başkanı Prof.Dr. Erdoğan Teziç’e)

“Kendisine kefilim, babam gibi güvenirim,
Ona kendime inandığım gibi inanıyorum.”
(Birleşmiş Milletler tarafından tüm dünyada
terörist ilan edilen ve aranan El Kadı hakkında)


“Onları hoplatacağım.”
(Terörist El Kadı’yı eleştiren muhalefet üyeleri
ve gazetecilere)

PKK ateşkes kararı verince:

“Biz de durduk yerde onlara operasyon yapmayız”
(PKK’yı muhatap alıyor ve ateşkes kararlarına jest
yaparak karşılık veriyor.)

“Neyseki, yaşına başına saygı duyuyorum. Ağzı olan
konuşuyor be!”
(Kıbrıs davasının 50 yıllık lideri Rauf Denktaş’a)

“Ulusalmış, milliyetçiymiş, Ne milliyetçisi yahu,
Bunlardan olsa olsa saman milliyetçisi olur.”

“Sanki maçta gibi bağırıp çağırıyorlar,
(Türkiye laiktir, laik kalacak) diye, bunlar hoş şeyler değil.”
(AKP Genel Kongresinde)

Ve diğerleri;

. Şerefsizler

. Bizim çocuklar açmı kalsın be!

. Kes ulan sesini

. Sana üç nokta koyarım

. Otur ulan oturduğun yerde, herşeye burnunu sokma
2002 seçimlerinden hemen önce ve Başbakan olunca:

“Ben gelişerek değiştim.”


Başbakanlığının 4. yılında:

“Ben hiçbir zaman değişmedim. İslami fikirler değişmez.”

Ve henüz 1980’li yıllarda Recep Tayyip Erdoğan’ın
Atatürk ve Cumhuriyet rejimine karşı etmiş olduğu yemin:


"Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye'yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, Allahım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim." Recep Tayyib ERDOĞAN

Recep Tayyip Erdoğan’ın son 12 yılda hem Belediye
Başkanlığı döneminde, hem de Başbakanlığı sırasında
söylediği yukarıdaki laflarına bakınca;


1980’li yıllarda yaptığı yeminine harfiyen sadık kaldığını
ve yeminini gerçekleştirme yolunda tüm gücüyle çalıştığını
görmemek için herhalde ya kör olmak, ya da Türkiye
Cumhuriyeti düşmanı olmak gerekiyor.


“Cumhurbaşkanı'nın imam hatipli olacağı günler yakındır.” (5.2.1996 Akit)

Bu adam Türkiye Cumhuriyeti’ne layık mı?

Bu adam Atatürk’ün Çankayası’na layık mı?

Hem Laik değil, hem layık değil.

Mustafa Kemal Atatürk “Laiklik Adam Olmaktır” demiş,

O zaman bu adam, adam değildir.

Adam olmayan biri ve partisi Atatürk’ün kurduğu bu
ülkede yine de %20 oy alabiliyorsa yazıklar olsun.

Yazıklar olsun, ona ve partisine oy veren ülke ve Cumhuriyet
nankörlerine...